HAYATA DAİR
Perşembe, Aralık 10, 2009
-
KAYIP ŞEHRİN İNSANLARI...
KAYIP ŞEHRİN KAYIP İNSANLARI... özürlüler günü münasebetiyle...
Duygu Asenanın Kadının adı yok adında bir kitabı vardı. Hayat görüşü ve kafa yapısı olarak farklı dünyaların insanları olmamıza rağmen hakikaten asena hanıma bu anlamda hak vermemek mümkün değil. Erkek egemen bir toplum olarak kadın bizim toplumda hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş ezilmiş itilmiş incitilmiştir. Dini bütün bir millet olarak kadın hakları mevzu bahis olduğunda mangalda köz bırakmaz hemen atıp tutarız bak işte kuranı kerimde Kadına has bir sure bile var Nisa suresi işte peygamberimiz kadın hakları konusunda şöyle şöyle demiştir deriz ama iş icraate geldimi höt der oturtur höt der kaldırırız.
Aslında ben kadın hakları konusunda ahkam kesecek bu konu hakkında fikir yürütecek değilim haddimde değil böyle önemli bir konuda fikir yürütmek. Ben haddimi bilirim. Ben deniz beni ilgilendiren bir konuda engellilerin engellenen dünyalarından bahsedeceğim. Netice itibariyle sayın asena heralde bu memlekette engellilerin hayatından kesitler görmüş olsaydı kadının adı yok evet doğruda, engellinin adını bırakın, memlekette yaşama hakları yok. Bazen engelliler konsunda görüşlerimi ifade ettiğimde kompleks yaptığımı falan düşünürler. Kesinlikle hiç bir zaman hayatımın hiç bir dönemindeiçinde bulubduğum durumdan dolayı bir komplekse kapılmadım şükür kapılmamda. Kaldıki çok şükür kadere inanan insanlarız ve bizim başımızdaki hal herkesin başına gelebilir. Meşhur sözdür her sağlam birer engelli adayı diye. Allah korusun rabbim kimseyi engelli caresiz naçar bırakmasın kimseyide kimseye muhtaç etmesin edersede merdine etsin.
Engellilerin herzaman özel bir misyonla yaratıldıklarını düşünmüşümdüm. Adili mutlak olan kurban olduğum rabbimin engellilere elbette bir garezi yok. Hikmeti sonsuz rabbimin elbette bir hikmete mebni yarattığı bu insanların dolayısıyla bizlerin özel bir misyonu olması kaçınılmazdır. Ufak tefek dünyevi sıkıntıları dert edinen insanların acaba gözleri görmeyen bir engelliyi gördüklerinde ve onların dünyasına biraz empati yaparak girdiklerinde o kendilerine sıkıntı yaptıkları problem acaba gözleri görmeyen insanların sıkıntıları ile karşılaştırıldığında ne derece büyük yada bu insanların yaşamları ile kendilerini kıyasladıklarında hayatı zehir ettikleri problemlerin ne derece kıymetsiz ve önemsiz olduğunu kavraya biliyorlarmı acaba?Yada felcli ayaklarını kullanamayan aciz bir insanın yaşadığı sıkıntıyı tahayyül edip acaba içinde bulunduğumuz duruma şükrede biliyormuyuz. Bu anlamda derinlemesine düşündüğümüzde engelli insanların özel insanlar olduğunu idrak edebiliyorsunuzdur umarım.
Hal böyle iken hayatın içinde engellilere yaklaşımınız nasıl acaba? Toplumun engelliye top yekün bakışı nasıl yada.Engelli insanların bedavadan yaşayan tüketici bireyler olarakmı görülüyor yoksa biraz önce izah etmeye çalıştığım şekliyle bir ibreti alem olarakmı görülmekde. Ben denizin bu anlamdaki görüşü kesinlikle bu yönde. Çünki gerek ailevi bazda gerekse toplumsal hayatın içinde bunu yaşayarak bizzat gören bir insanım. Kimseden bir lutuf bir ihsan beklediğimiz yok sadece herkesin faydalandığı yaşamsal haklardan herkes gibi bizde istifade edelim. Gayemiz amacımız bu..
Birde gerek aile içi engelli istismarı gerek siyasi anlamda engelliyi istismar edip topluma şirin gözükerek oy avcılığı yaparak bu insanları istismar etmek bana göre çok büyük ayıp.Bunları gördükce insanlara karşı güven zafiyeti oluşmakda, buda hakikaten çok acı. Biraz samimiyet biraz içtenlik birazda sevgi bize lazım olan. Çok fazla bir beklentimiz yok gördüğünüz gibi..
Erhan ÖLÇER |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Aralık 10, 2009
-
KIRIKDÖKÜK HAYATLAR!
KIRIK DÖKÜK HAYATLAR.
Dünyaya gelirken şu yada bu şekilde engelli olarak bir hayatın içinde yeralacağımız konusunda bir tercih yaparak gelmiyoruz. Neticede tercih hakkımız yok. Evet azda olsa bir iradeye, cüz’i iradeye sahip olarak geliyoruz ama neticede külli iradenin hakkımızdaki tasavvuruyla kader potasında yoğruluyoruz. İnsan kendi kaderini kendi çizer gibi bir düşünce anlayaşına oldum olası karşıyım. Çünki; söz gelimi kendi elinde olmadan bir kazaya uğrayıp uzuvlarından bir bölümünü kaybetmek suratiyle engelli olmuş bir insanın bu durumda cüz’i iradesiyle bu kazayı bertaraf etmesi mümkünmüdür? Çünki kaza kendi insiyatifinde meydana gelmemiştir.Keza genetik bir rahatsızlıktan dolayı doğuştan engelli bir çocuğun engelliliği önleme babında kendi yapacağı birşey olmadığı gibi. Sebeb sonuç ilişkisinide göz önünde bulunduracak olursak kendi üzerimize düşen cüz’i iradeyi kontrol altında tutup külli iradenin bize sunmuş olduğu hayatı hasbel kader yaşamak zorundayız, zira inancımız bizi böyle yapmamızı emrediyor. Kader inancı beraberinde sebebler çercevesinde başımıza gelen kazayada beraberinde inanmamız babında bizi uyarıyor. İmani esaslar çercevesinde kaza ve kadere imanda bizim inanç dünyamızda bir şartın imanı bazda inanılması gerekli olmazsa olmazlarındandır.
Hal böyleyken, kendisinin tercih sebebi olmadan yaşamak zorunda kaldığı hayattan dolayı ezilen ve hakir görülen engelli insanların hangi mantıkla sırf bu durumdan dolayı aşağılandığını ve yaşam haklarına müdahale edildiğini anlamak gerçekten çok zor. Kaldıki böyle bir yaşamı yaşamak zorunda kalan insanlara bu haksızlığı reva görenlerin bir gün kendilerininde aynı kaderi yaşamak zorunda kalmayacaklarını kim garanti edebilir.
Ben bir engelli olarak bana sunulan hayatı kabullenmiş bir birey olarak gerek ailevi ve gerekse toplumsal anlamda hayatıma müdahaleyi bir insan hakkı ihlali olarak görüyorum. Bana ve benim gibilere yapılan ikinci sınıf vatandaş muamelesini benim hayatımı tasavvur eden ilahi tasavvur sahibine (ALLAH)’a yapılmış bir yanlış düşünce ürünü olarak addediyor ve bu düşüncelerinden dolayı onları Allah’a havale ediyorum. Bu anlamda her türlü insani hakka sahip olduğumuzu ve bizi bu haklardan mahrum koyma düşüncesindeki tüp düşünce sahiplerini kınıyorum. Zaten engelli bir yaşamın kendilerine sunduğu zor şartlardan dolayı sıkıntı içinde olan insanların birde engelliliklerinden dolayı baskıcı bir tutumla yaşamsal haklarına müdahaleyi doğrusunu söylemek gerekirse tasvip etmek mümkün değil. İslami terbiye ile yetişmiş ve kuran Ahlakıyla ahlaklanmış bir toplumun böylesi bir insan hakkı ihlali ile engelliye yaklaşımını görünce dini anlamda nekadar dejenere olduğumuzun bir ispatıdır diye düşünüyorum. Öyleya üstünlüğün ancak ve ancak takvada olduğu düşüncesine hakim bir toplumun engelli bireyi aşağılaması onu engelinden dolayı rencide etmesi mümkün değildir.
Zaten kırık dökük hayatları olan bu insanların toplumdan fazla bir beklentisi de yok ki. Sadece birazcık insanlık birazcık hoş görü ve birazda sevgi dışında….
Erhan ÖLÇER.
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Kasım 25, 2009
-
SEN GİTTİN BEN BİTTİM!!!
SEN GİTTİN BEN BİTTİM!!!
Anam hep derdin ben ölümce peşimden gel diye. Çünkü biliyordun sensiz yaşantımın nedenli zor olacağını. Hastalığında babam sırtından düşürdüğünde beni kendinden geçmiş hıçkırıklara boğulmuştun. Ben seni kimlere bırakıp gideyim endişesi vardı hep içinde. Ölmekten değil de beni yalnız koymaktan korkardın hep. Korkuların yersiz değilmiş şimdi daha iyi anlıyorum seni. Sen gittin ben bittim anam ben bittim. Yıllarca her ihtiyacıma koştun bana el ayak oldun hep. Senin sayende hiçbir zaman engelimi engelli olduğumu bilmedim. Çünkü bana bu ezikliği hiçbir zaman yaşatmadın hissettirmedin. Oysa şimdi öylemi ya. Çaresizliğin en büyüğünü yaşıyorum şuan. Takatsız ve bitkin bedenim bana acizliğimi hissettireli çok olmadı. Sen gittin ve ben bittim.
Ölümünle acıların en büyüğünü yaşıyorum. Ben öldükten sonra peşimden gel derdin hep. Bilirdin sensiz benim bir hiç olduğumu bir hiç olacağımı. Ama vade dolmadan nasıl geleyim yanına anam. Elbette çekilen sıkıntılara yenik düşeceğimi biliyordun. Fazla sürmez gelir diye düşünüyordun yanına. Ama dert çekmekle ölünmüyor ki be anam. Sensizliği yüreğimin ta derinlerinde hissediyorum. Acın yüreğimde taze. Belki biraz sitemkar düşüncelerim, Belki biraz isyan kokuyor. Ama sen beni bilirsin. Bu zavallı bu bi çare oğlun itikadını ve inancını hiçbir zaman kaybetmedi kaybetmeyecek de Allah’ın izniyle. Çünkü her nefis ölümü tadacak ifadesini beyninden ve yüreğinden hiçbir zaman eksik etmeyecek.
Yokluğun acı verse de bana en büyük ibret ve yol gösteren bir delil olacak. Sana cennette kavuşabilmek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Ve biliyorum ki, herkes sevdiğiyle beraberdir. Bu düsturu yüreğimden hiçbir zaman çıkarmayacağım. Sen rahat uyu anam sana elbette kavuşacağım. Biliyorum ki her nefis ölümü tadacaktır. Ölüm bir yok oluş değil elbette. Öyle olsaydı yaşanan acıların çekilen sıkıntıların bir anlamı kalmazdı elbette.
Mekanın cennet kabrin nurla dolsun anam. |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Şubat 10, 2009
-
ELVEDA SEVDİCEĞİM ELVEDA!
 ELVEDA SEVDİCEĞİM ELVEDA!
Dışarıda yağan yağmura inat yüreğim çorak topraklar misali kurak. Hazana dönmüş yapraklar misali savrulmakta garip gönlüm başıboş ve amaçsız. Üstüme üstüme gelmekte her şey nazlı yardan ayrılalı beri. Kabus gibi çökmekte üzerime geceler. Korkarım katilim olacak kapkara hain geceler. Yaşama dair pırıltılardan eser yok bende artık. O nazlı yari görünce gözlerinin içi gülen adam ben değilim artık. İçimdeki çocuk öleli hayli zaman oldu. Öldürdün bendeki beni sevin sevdiğim. Oysa ne hayaller kurmuştum senle ilgili sana ait. Sahip çıkar bana demiştim. Şu anlamsız hayatıma anlam katar yaşantıma mutluluk ve huzur getirir düşüncesiydi tüm hayallerim. Beni hayatın içindeki çirkefliklere karşı korur, kanatlarının altına alır şefkatle sarıp sarmalar diyeydi tüm umudum. Ne bilirdim tüm bunların hayal olduğunu, hayal olarak kalacağını. Oysa sen demezmiydin ben hayatına canlılık getireceğim benimle yeniden hayat bulacaksın diye. Yalanmıydı tüm bunlar yalanmı! Meğer özlemle beklediğim yarına dair umutlarım her şey bir yalandan ibaretmiş. Kendimi kandırımışım bunca zaman meğerse.Yarına dair umutlarım son buldu. Umudunu yitirmiş insanın kaybedecek başka bişeyi kalmaz derlerdide inanmazdım. Umut fakirin ekmeğiymiş. Sen benim ekmek gibi su gibi ihtiyaç duyduğum biricik sevdiğimdin! Seni sevmemdeki en büyük etken beni olduğum gibi kabullenmen ve bana değer vermendi. Öyleya engelli birini hiç koşulsuz seven birine saygıyla beraber sevgi duyulmazda ne yapılırdı. Bende sevdim seni çünki beni ben olduğum için sevmiştin. Allah için seviyorum seni derdin hep Allah için. Allah razı olurmu buna ey sevgili. Razı olurmu yüzüstü kendi kaderine terk ettiğin insanı yarı yolda koymana. Kızamıyorum bile sana. Çünki bende seni çok sevdim. Hem öyle sevdimki sırf sen üzülmeyesin diye razı geldim sensizliğe. Yeterki sevdiğim insan mutlu olsun benim için sevdiği insanları kırmasın üzmesin istedim. Sana mutluluklar dilerim hayatında. Bana acı versede ayrılığın kırgın değilim sana. Çıkmazlarda olsamda sensiz, hep seveceğim seni sensizkende sevdiğim sensizkende. Çünki ben seni öylesine değil ölesiye sevdim ölesiye. Sen benim ilk aşkım ilk gözağrımdın hepde öyle kalacaksın. Mutluluklar sana güzel gözlüm nur yüzlüm. Elveda sana SEVDAM ebediyen elveda! Ahirete kalsada vuslat seni ebediyen seveceğim! Erhan ÖLÇER. |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Aralık 3, 2008
-
ENGELLİLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!

ENGELİLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN! 3 Aralık dünya özürlüler günü. Bugün sözde engellilerin sorunları tartışılarak gündem oluşturulacak ve engelli sorunlarına parmak basılacak. Sorunlarımıza parmak basıldığını bilmem ama engellilerin sorunlarından ziyade politik ve ideolojik şirin yaklaşımların olduğu doğrudur. Yıllardır nedense hep bir kısır döngü sözkonusudur engellilerin sorunlarınlarının çözümüne dair yapılan tartışmalarda. Gelinen en son nokta hemen hemen sözün başladığı yerde tıkanıp kalmıştır. Her zaman aynı şeylerin ifade edilip bir arpa boyu yol alınamamasından artık gına gelmiştir. Gerek Avrupa birliğine uyum süreci doğrultusunda yapılmaya çalışılan ve gerekse politik çıkar amaçlı yapılan düzenlemeler ve kanunlar ne yazıkki bazı bürokratik engellere takılmış amiyana tabirle kör topal işlemiştir. Sorunların çözümü noktasında kanuni bazda hep bir eksikli yada bir problem çıkmıştır. Durum bukadar kötü ve karamsarmıdır. Aslına bakılırsa yiğidi öldür ama hakkını yememek lazım şahsi kanaatim. Bugün itibariyle gelinen son noktaya baktığımızda belki siyasi tabirle bazı konular makyajlanmış gibi gözüksede aslında kayda değer gelişmeleride göz ardı etmemek lazım. Bunlardan 2022 sayılı kanunla maaş alan engelli kardeşlerimizin maaşlarındaki iyileştirmeler ve bakıma muhtaç engelli kardeşlerimizin bakım yardımından faydalanıyor olmaları ve araba alımlarında özel tüketim vergisinden muaf tutulmaları yeşil kartla sağlık hizmetlerinden yaralanmaları vs gibi hakikaten ufak ama gerçekten eskiye nazaran bunada şükür dedirten gelişmeler yadsınamaz. Şu yazıyı yazdığım sıralarda çorum akp kadın kolları ve belediye başkanlığımızın organize ettiği engellilere akülü tekerlekli sandalye dağıtımı yapılmakda. buradan bazıları için siyasi bir yatırım gibi algılana bilecek ama bana göre sosyal belediye olmanın bir gereği yapılan bu insani hizmetten dolayı emeği geçen başta sayın belediye başkanımız Turan Atlamaz AKP kadın kolları başkanımız …. Hanfendiye sonsuz şükranlarımı ve teşekkürlerimi ifade ediyorum. Yüreğinizden sevgi yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın. Engelliler haftanız kutlu olsun değerli dostlar. ERHAN ÖLÇER. |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
ENGELLER ENGEL OLMAMALI HAYATA. |
|